İSTANBUL İLE MEDENİ OLMA İLİŞKİSİ

İSTANBUL İLE MEDENİ OLMA İLİŞKİSİ



Medeni. Arapça madanī مدنى  "şehirli" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça mdn kökünden gelen madīnat مدينة  "kent, devlet" sözcüğünün nisbet halidir.
"1. şehirli,
2. Medine'li" [ İrşadü'l-Mülûk ve's-Selâtîn (1387) ]
"uygar, sivil, sivilize" [ Ahmet Vefik Paşa, Lugat-ı Osmani (1876) ]
Türk Dil Kurumuna göre; kentleşmiş, kırsallıktan kurtulmuş, uygar demektir.

Ucu açık bir kelimedir. Şehirli olmayı anlatır. Suyla buluşunca çamur olan topraktan sırattan geçermiş gibi kaymak tadı veren asfalta geçiş midir medeniyet. Kırsallıktan kurtulmak medeni olmaya yetiyor mu? Yaşanılan her şehir, medeni olma unvanı katıyor mu ki? Bu kelimeyi heba etmeye değer mi her şehir?  Her yerde kullanmamalıyız. Hak ettiği yere yakışan bir kelimedir. Tanımında takdir görmeyen ama hakikatte kendini gösteren bir kelimedir.

Coğrafi konum olarak belirlenen sınırlar içinde bulunan herkes İstanbullu kabul ediliyor prosedür olarak. Resmi kafaların belirlediği konuma göre İstanbullu olmak pek bir şey ifade etmiyor. Herhangi bir kara parçası olması yeterli bunlar için. Doğum ile ölüm arasındaki yolu göz açıp kapayıncaya kadar kısa bir sürede geçen zihinler İstanbul ile herhangi bir kara parçasının ayrımını yapamayanlardır. İstanbul’da yaşamak öyle herhangi bir şehirde yaşamakla eş değer değildir.

Sadece coğrafi zorunluluktan dolayı İstanbullu olmayanlar imtiyazlıdır. Onlar fark yaratanlar olurlar. Kıymet bilenlerdir. Değer katanlardır.


İstanbul, içinde taşıdıklarına bazı mesuliyetler yükler. Bunlar yerine getirilmedikçe sıradan bir şehirde yaşamanın ötesine geçemezsiniz. Anamızı, babamızı, kardeşlerimizi, çoluğumuzu çocuğumuzu görünce içimizin titremesi onları anarken yüreğimizin ya kaygılı bir sevinç ya sıcak bir üzüntü ile çarpması gibi İstanbul’da tüylerde bir hareketlendirme sağlamalı, onları diken diken yapmalıdır. Bu yaşamın devam etmesi için gereken nefes kadar kati bir zorunluluktur. 

Yorumlar

  1. Bu yazınız bana çoktan rahmetli olmuş komşularımızdan duyduğumuz "Eskiden İstanbul böyle değildi, Beyoğlu'na herkes şapka, takım elbise, kadınlar yine şapka, tayyör, en temiz, en şık (pahalı anlamında değil insan gayet ucuza da şık giyinebilir hatta kendisi evde dikebilir) giysileriyle çıkardı." sözünü hatırlattı. Hatta şarkılara geçmiştir "Beyoğlu'nda gezersin, mavi gözlük takarsın..." diye.:)) kılığına, kıyafetine, saçına, sakalına özen gösteren insan, sokağa çöp atmaz, işemez, tükürmez. Hepsi birbirine bağlıdır. Şimdi ise hiçbir ülkede kalmadı medeniyet, yani görece olarak belki bizden iyiler Avrupa vs. ama özellikle iç savaşlar, emperyalistlerin küreselleşmecilerin bahanelerle işte Libya, Irak, Suriye'yi mahvetmeleriyle gelişen mültecilerle hiçbir şehirde medeniyet kalmadı, yaptıklarının sonucunu çekiyorlar, can güvenliği yok artık Londra'da bile, can güvenliği olmayan hiçbir şehir medeni değildir, kılık kıyafet de artık evsiz, uyuşturucu kullanan, bitli, insanlarla dolu NY'da, Paris de, İstanbul da...kısaca medeniyeti elbirliğiyle yok ettik. Dünyaya barış gelmeden medeniyetin gelmesi zor. Bilmem saçmaladım mı ama böyle düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız her cümlenizde. Maalesef bunlar geri getirilmez değerler olarak kaldı.

      Sil

Yorum Gönder