ÖLÜME DAYALI BİR HAYAT

ÖLÜME DAYALI BİR HAYAT

https://www.instagram.com/sertacsamur/?hl=tr

Yaşamımın son yıllarında ölüm karşısında belirgin bir kaygı duyduğumu söylemeliyim. Bu kaygının temelinde kendi içimden oluşturduğum ikiliğin sonuçlarını görmek mümkündür. Yaşamımda, aslında olmak istediğim kişi değilim ve iç dünyamda tasarladığım ben’inin çatışmasını yaşamaktayım.

Hayatımı istediğim gibi yaşayamamak, kendi kimliğimi oluşturamamak, maddî imkânsızlıkların yarattığı zorluk ve hayatta bir şeyleri hep yarım bırakma endişesi kaygımın temel direkleridir.

Ölüm ve hayat ikilisi bende trajik ve bir o kadar da çelişkili duruşun en önemli iki öğesidir.
Bir tarafıyla hayata tutunmaya çalışırken, bir tarafıyla da ölüme olan yolculuğumun sıkıntılarını yaşamaktayım.
Ölüm, bu yolculuğun sonunu ihtiva ederken hayat, bu yolculuğun ta kendisidir. Ve asıl suçlanması, korkulması gereken de hayattır.

Kapı kapı bu yolun her kapısı ölümse,
Her kapıda ağlayıp son kapıda gülümse!
Necip Fazıl Kısakürek

Necip Fazıl'ın 'her kapı' dediği hayat, 'son kapı' dediği ise ölümdür. Asıl meselenin son kapı değil her kapı olduğudur. Yani korkulması gereken ölüm değil aslında hayattır.

İnsanın en büyük korkusu/kaygısı ölümdür derler. Asıl acıyı yaşarken hayattan çeken insanoğlu, neden ölümden korkar ki.
Gayet tabii bir insani tecrübe olan ölüm, gerçekleşme anında algılanabiliyor mu?
İnsan; "ne güzel öldüm" veya "ne acı öldüm, tadı şöyleymiş, böyleymiş" diyebiliyor mu? Hayır.
Kişi bir kere ölür. Ölümün geri dönüşü yok. Ebedi bir yokluk alemidir artık.

Yaşayan bir insan ölümü deneyimleyip aktaramaz. Çünkü öyle bir durum değildir. Kişi ancak bunu zihninde idrak etmeye, düşünmeye çabalayabilir.

Varlığı başkalarının deneyimlerinden sabit ama yaşattığı belirsiz. Sonrası belirsiz bir kuyudur. Sonrasını aydınlatan bir ışığı yoktur bu kuyunun. Yani ne olduğu belli ama nasıl olduğu muamma.






Yorumlar